Sol’un Çıkmazı: LGBTİ+ Hareketi

Aydan Ezgi

Geçtiğimizz günlerde Halk Okulu dergisi 73. Sayısını çıkarttığını duyurarak, derginin 30. Sayfasında bulunan “Eşcinsellik Sapkınlıktır!” başlıklı yazısını Twitter üzerinden yayınladı. Gelen şikayet ve tepkiler üzerine Twit kaldırıldı. Fakat meselenin kendisi Twitin silinip, silinmemesi değil, Halk Okulu dergisi ve çevresinin yıllardır LGBTİ+’lara ve LGBTİ+ hareketine nefret kusmasıdır. Sol’un bir kısmının hafızasında yer edinmiş olan “kimlik siyaseti, burjuva siyaseti” gibi söylemler, biz Sosyalist Feminist ve Transfeminist aktivistlerin karşısına her defasında eleştirel söylemler olarak çıkmaktadır. Bu konuya dair bir açıklık getirmek gerekiyor. LGBTİ+ hareketi kimi “Marksist(!)” kurumların tahlil ettiği gibi tamamen sınıfsal çelişkilerin yarattığı sorunlardan doğan bir hareket kesinlikle değildir. Her şeyden önce bugün Nefret Cinayetiyle katledilen bir LGBTİ+’nın ölümü sınıfsal çelişkilere değil, toplumsal nefrete dayanmaktadır. Bugün bizlere Marksizm yoklaması yapanların nefret dili ve LGBTİ+’ları hedef göstermeleri ne kadar Marksist bir tavırdır? Toplumsal ahlakı benimseyen siyasetler Sex İşçileri mevzu bahis olduğunda ne kadar Marksisttir? Bugün Sex İşçilerini Devrimcilik adı altında fiziksel şiddete maruz bırakan, Marksizme aykırı olduğu gerekçesiyle LGBTİ+ hareketinden doğru LGBTİ+’ları hedef gösteren siyasetlerin, Nefret Diliyle her fırsatta LGBTİ+’ları hedef gösteren, faillerini kucaklayan devletten hiç bir farkı yoktur. Bizlerin eleştirisi devlet ağzıysa, karşı devrimcilikse, sizin hedef göstermeleriniz ve nefret politikalarınız devlet ağzı ve devlet politikası değil midir? Yolunda mücadele ettiğiniz Sosyalizmdeki eşit yurttaşlık vaatlerinize aykırı değil midir? Bizler Sol içerisindeki bu nefretin yeni olmadığının da bilincindeyiz. 2010 DEV-SOL dergisinin Mayıs ayı sayısındaki yazıdan bir kesit:

”Devrimcilere LGBT adlı cinsel sapkınlık temelinde örgütlenmiş bir kurumun, siyasi hareketlerle aynı şekilde birliklerin karar mekanizmalarına kabul edilmesini
dayatmışlardır. Evet, bazıları, herşeyi bir yana bırakıp bunu tartıştırdılar sola.”
Yazının ne kadar içler acısı olduğu ortada. LGBTİ+’ları karar mekanizmalarına dahil edip-etmeme durumunu tartışan Sol’u eleştiren bir dergi. Ezilenlerin mücadelesini yürütmekten kasıt LGBTİ+’ları, ezilenlerin de ezilenlenlerini bu politikadan soyutlamaksa, bu ne Marksistlik ne de devrimciliktir. Yıllardır burjuva ideolojisi, kimlik siyaseti diye eleştirdiğiniz LGBTİ+’lar, bu mücadele için bedenlerini ortaya koyuyor, çoğu zaman hiç tanımadıkları kişiler tarafından katlediliyor, çoğu zaman ise aile şiddetine maruz kalıyor, akran zorbalıkları yüzünden intihar ediyor. Sizler ise böyle zorlu koşullarda varoluş mücadelesi veren kişileri kendi devrimci kalıbınıza sığdıramadığınız için hedef gösteriyorsunuz. Nefretinizin bu şekilde dışavurumu ne ilk ne de son değil, biliyoruz. Fakat bizlerin devrimci ahlak adı altında patriyarkanın ve sınıflı toplumların ahlakını benimsemeye de, aşkımızdan vazgeçmeye de niyetimiz yok. Gerek sol içerisinde gerekse devletin nefret politikalarına, homofobiye ve transfobiye geçit vermeyeceğiz. Bugün tepkilerle twitlerinizi kaldıracak, yarın LGBTİ+’ları hedef gösterdiğiniz yazılarınızı sildireceğiz. Devrimci ahlakınız sizin, aşkımız ve tutkularımız bizim olsun.
Nefrete İnat Yaşasın Hayat!
LGBTİ+ düşmanları ELİMİZ YAKANIZDA!

Görsel: Kaos GL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir