SDP 08-09 Ekim 2005 Kadın Konferansı

DAYANIŞMA GÜCÜMÜZ, ÖZGÜRLÜK HEDEFİMİZ! ÖRGÜTLENMEYE!

İki günlük konferansta;

Gelişen ve kendini yeniden üreten erkek egemen ideolojiye karşı mücadelede ezilmişliğin, sömürünün
ekonomik temellerini ortadan kaldırmanın, üretim araçlarının özel mülkiyetine son vermek olduğu
gerçeğini bilen SDP’li Kadınlar; Erkek egemen ideolojinin, eklemlendiği kapitalist üretim ilişkileri
değişmeden ortadan kalkmayacağı için mücadelelerini sınıf mücadelesine bağlanmak zorunda
olduğunu, kadınların kurtuluş mücadelesi ile sınıf mücadelesinin yollarının kesişmek zorunda
olduğunun altını çizmiştir.

Kadın mücadelesinin sınıf mücadelesiyle kesişen yolları, kadınların cins olarak ezilmesinin
özgünlüğünü ortadan kaldırmaz. Erkek egemen ideoloji kadınları evde, işte kültürde, sanatta,
politikada, dilde, cinsellikte ikincilleştirir ve ikincilleştirmeye devam eder. Ve daha da önemlisi
kadınlara da ezilmişliklerinin doğallığı ve erkeklere itaat etmeleri gerektiği bilincini aşılayarak
meşruiyetini sağladığı bilinciyle SDP’li Kadınlar; Kadın kurtuluş hareketi bir yanda tüm ezme-ezilme
ilişkilerine karşı kendini konumlandırarak sınıf hareketiyle, ulusal kurtuluş mücadeleleriyle, demokrasi
mücadelesinin içindeki oluşumlarla ittifak yaparken diğer yandan her toplumsal kökenden kadını
içerebilecek şekilde kadın hareketinin ve kadın mücadelesinin örgütlenmesi gerekliliği inanır ve tüm
SDP’li kadınların içerisinde yer alması gerektiğini savunur.

Sınıfsız, sömürüsüz bir dünya özlemiyle mücadele içerisindeki kadınlar, Kendilerine biçilen toplumsal
rollerle mücadele içinde yerlerini alıyorlar karma örgütlerde. Kadınlara özne olmak değil nesne olmak
öğretilmişti, politik yaşamında nesnesi oluyorlar. Aile kurumunun içinde sistemin dayattığı ezme
ezilme ilişkileri bu kurumlarında içinde sürdürülmekte, Parti, DKÖ, Sendika olsun alanın belirleyeni
olunamadığı gibi kendi kurumuna yabancılaşır duruma getiriliyor. Oysa kadınlar, bulunulan tüm
kurumlar içerisinde, var olan geleneksel işleyişlere teslim olmanın ötesinde, yaşamı varlıkları ve
mücadeleleriyle anlamlı kılmaya çalışmalıdırlar.

SDP İkinci Kadın Konferansı’nda yapılan tüm değerlendirmeler sonrasında; Birinci Olağan Konferans
kararlarının bugün de geçerliliğini koruduğundan hareketle bu kararları geçerli belgeler olarak
onaylar.

SDP’li kadınlar, cinsel yönelimi farklı olanlara karşı her türlü ayrımcılığa karşı çıkar ve toplumun diğer
bireyleriyle eşit koşullarda yaşayabilmeleri için gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını savunur.
Cinsel yönelimi farklı olanlarla erkek egemenliğine karşı dayanışma içinde olmayı benimser.
Toplumsal yaşamın her alanında kadın temsiliyetinin önündeki engellerle mücadele, yeni TCK ile ilgili

çalışmaların genişletilmesi ve kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve bu çerçevede sığınak,
dayanışma evi, acil destek hattı gibi taleplerin yükseltilmesi için gerekli örgütlenmeleri, kampanyaları
gerçekleştirmeyi karar altına alır.

SDP’li kadınlar tüm bu görevlerin yanı sıra bu dönem de kadın kurtuluş hareketinin sorunlarının
aşılmasında militarizme, savaşa karşı kadın dayanışmasının yükseltilmesini, görünmeyen kadın
emeğinin örgütlenmesini öncelikli görev olarak kabul eder ve bu çalışmaları işçi, emekçi ve genç
kadınlar arasında örgütlemeyi karar altına alır.

SAVAŞ VE MİLİTARİZME KARŞI KADIN DAYANIŞMASI

Ordu, MGK, Emniyet güçleri, koruculuk kısaca tüm silahlı yapılarda olduğu gibi, eğitim
müfredatlarında, okullar/kamusal alandaki tek tip kıyafetlerde, marşlarda, aileden okula, işyerine
uzanan tüm alanlarda, bir çok zeminde değişik görüntüler altında ortaya çıkan militarizm; erkek
egemen kültürü barındırmanın dışında, şiddetin profesyonelce uygulanmasını sağlamanın aracıdır.

Gerek Türkiye devletinin yayılmacı emelleri, gerekse Amerika’nın Büyük Ortadoğu projesi
kapsamındaki işgalleri başta Ortadoğu halkları olmak üzere bu coğrafya da yaşayan tüm kadınları
etkileyecektir.

  1. SDP’li Kadınlar barış ve silahsızlanmaya yönelik anti militarist kadın dayanışmasını
    önemserken, tüm militer, silahlı kurumların ortadan kaldırılmasına yönelik verilen
    mücadelenin öznesi olurken, zorunlu askerliğe perspektif olarak karşı çıkar ve vicdani reddin
    bir hak olarak kabul edilmesi gerektiğini savunur.
  2. SDP’li kadılar, ülkemizde süren savaşın doğrudan muhatabı olan, yakınlarını kaybeden, göç
    etmek zorunda kalan, kadınlığıyla birlikte dili, kimliği yasaklanan Kürt kadınlarının yaşadıkları
    sorunların çözülmesinde Kürt kadınlarının taleplerini destekler, dayanışma içerisinde olur ve
    bu taleplerin gerçekleşmesi için Kürt kadınları ile ortak mücadele verir.
  3. SDP’li kadınlar özelde Türkiye’de genelde Ortadoğu ve dünyada yaşanan savaşlar karşısında
    kadın dayanışmasını örmek, militarizme karşı bir cephe geliştirmek için ABD işgaline karşı tüm
    Ortadoğulu kadınlarla bölgesel düzeyde dayanışmayı, ve bu çerçevede dayanışma ağları,
    paralel eylemler düzenlemeyi hedefler. Iraklı, Afgan, Filistin’li kadınlarla temas halinde
    bulunmayı ve seslerini Türkiye ve dünya kamuoyuna duyurabilmeleri için her türlü eylem ve
    etkinlik yapmayı enternasyonal dayanışmanın bir gereği olarak görür. Sürecin önemi ve
    aciliyeti dikkate alınarak en kısa süre de Türkiye’de yükseltilmeye çalışılan Şovenizme karşı
    Kürt sorunun demokratik çözümünü içeren, başta Irak Filistin olmak üzere işgal altında
    bulunan ülkelerdeki kadınların da sesi olabilmek için, İRA’dan, Filistin’e, İsrail’e, Irak’tan
    Türkiye’ye, “Militarizme, Savaşa Karşı Kadın Dayanışma Cephesini” geliştirmek için bir
    organizasyonun girişimlerini karar altına alır…

NEO LİBERAL POLİTİKALAR KARŞISINDA KADINLAR

Neo liberal politikalar yaşamın her alanına egemen kılınmaya çalışılıyor ve işçi sınıfının uluslar arası
ölçekte tarihsel birikimi ve kazanımı yok edilmek isteniyor.

Yapılan tüm yasal değişikliklere bu politikalar yön veriyor. Esnek çalışma, özelleştirme,
taşeronlaştırma, işsizlik yaygınlaşıyor, kazanılmış sendikal haklar bir bir geri alınırken, sendikal
örgütlenmelerin önündeki engeller büyütülüyor. Yine neo-liberal politikaların bir sonucu olarak,
öncesinde fabrikalar ve atölyelerde yapılan üretim parça başı işler, ev eksenli üretim olarak kadınların
hayatına girmiştir. Özel alanda kadınların görünmeyen emeğine eklemlenerek, ev ekonomisine
destek olmak gibi gösterilen kayıt dışı ev eksenli üretimle kadınların emeklerinin üzerindeki sömürü
daha da ağırlaşmıştır.

  1. SDP’li kadınlar ev eksenli üretimde yer alan, kayıt dışı çalışan ve emekleri çok daha fazla
    sömürülen kadınların da işçi olduğu tespitini yapar ve sendikal örgütlenmelerinin önündeki
    engellere karşı mücadele eder. Örgütlenmelerinin önündeki engellere karşı verilecek
    mücadeleleri destekler.
  2. SDP’li kadınlar, buradan hareketle işçi kadınlar arasında örgütlenmeyi, yerellerde uygun
    araçlar yaratmayı, sınıf içinde kadınlarla gelişmiş bağlar kurmayı öncelikli hedef olarak önüne
    koyar.
    KADIN HAREKETİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ

Kadınların mücadele tarihi, çok boyutlu olduğu kadar yaşanan coğrafyalara göre farklılıklar da
içermektedir. Kadınların özgürlüğü için Güçlü ve doğru bir hatla mücadele vermenin yolu, bu tarihi
bilmekten, deneyimleri, teorik birikimleri daha ileriye taşıyabilmekten geçmektedir.

Köklü bir mücadele tarihine sahip olan kadın hareketleri, tarihin kimi dönemlerinde yükseliş, kimi
dönemlerinde düşüş ivmesi göstermektedir. Kendi coğrafyamızda 80 sonrası yükselen kadın hareketi
90’lı yıllarda ivme kaybetmeye başlamış günümüzde ise parçalı bir halde cılız olarak devam
etmektedir.

Kadın hareketinde mücadele birliğinin oluşmasını; kadın kurtuluş hareketinin güçlenmesinde önemli
bir ihtiyaç olduğunu kabul eden SDP’li kadınlar;

  1. Kadınların kurtuluşu için verilecek mücadelenin, erkek egemenliğine karşı birlikte hareket
    edebilen en geniş kadın yelpazesiyle gerçekleşebileceğinden hareketle bugün bir tıkanıklık
    içinde olan kadın hareketinin mevcut durumunu aşabilmek için kadın kurtuluş mücadelesinin
    örgütlenmesi ve yükseltilmesi gerektiğini tespit eder.
  2. Kürt kadınlarının bugünkü temsilcisi olan demokratik Özgür Kadın Hareketi ile ittifak
    politikasını benimser ve Türkiye deki Kadın Kurtuluş Mücadelesinin de böyle bir ittifak
    perspektifiyle verilmesi gerektiğini savunur.
  3. Kadın hareketinin bugün bir tıkanıklık içine girdiğini tespit eder ve önümüzdeki dönemde bu
    tıkanıklığı aşama yollarına dair hem içe dönük tartışmalar düzenlemeyi hedefler, hem de

Türkiye genelinde kadın hareketinin bir parçası olan tüm kadınlarla birlikte tartışmaya ve
birlikte örgütlenmeye yönelik tartışma zemini oluşturacak forumlar düzenlemeyi,
koordinasyonlar oluşturmayı önerir. Kadın kurtuluş mücadelesinin devletten, sermayeden,
erkeklerden ve erkek egemen ideolojiden bağımsız kadın örgütlenmesi perspektifinden
geçtiğinin bilincinde olarak Bağımsız Kadın Örgütlenmesini destekler, kadın örgütleri içinde
yer alır.

SDP’li kadınlar, tarihsel birikimleri, deneyimleri gelecek kuşaklara aktarmak için, gerek ortak dilin
yaratılması gerekse bu birikimlerin zenginleştirerek ileriye taşıyabilmesine katkı sunması, kadın
politikalarının sokağa taşınması için varolan ideolojik, politik yayınımız “Kadınların Kurtuluşu”
gazetesini güçlendirmeyi, parti içi broşür dizileri çıkarmayı ve bunun hayata geçirilebilmesi için gerekli
örgütlenmeyi gerçekleştirmeyi görev olarak kabul eder.

Tüm bunlardan hareketle SDP’li kadınlar; dayanışma içerisinde kendi örgütlenmeleriyle özgürleşme
mücadelesi içerisinde kararlılıkla ve kesintisizce yol yürüyeceklerdir.

PARTİ DİSİPLİN YÖNETMELİĞİNE

Parti içinde yaşanan her türlü kadın sorununda, kadının bir kez daha mağdur olmasına izin vermeden
bir çözüm üretmeye çalışmak; yaşanan sorunlardan dersler çıkarılmasını sağlamak ve sorunu yaratan
ana kaynağın gereken yaptırımla bir daha tekrarına izin vermemek için herkesin gereken duyarlılığı
göstermesi özel bir öneme sahiptir.

Gerek partimizde gerekse çevremizde yaşanan örnekler göstermektedir ki; gereken önemi göstermek
kadar işleyişin kendisinin de buna uygun olması gerekmektedir.

Kadınlar yaşadıkları olaylar karşısında bir mağduriyeti yaşadıkları kadar sürecin sonrasında kamuoyu
itibariyle ikinci bir mağduriyeti de yaşamaktadırlar.

Buda bir çok Kadının yaşadığı sorunları dile getirmesini engellemektedir. Suskunluk bir anlamda
kadının yaşadığını unutmaya çalışması ve kendini ikinci bir infazdan kurtarması söz konusu gibi
gözüküyor olsa da bu olayların çözülmesini, yaşanılandan dersler çıkarılmasını, erkek egemen
ideolojinin kırılmasına hizmet etmemektedir. Bu ve bir çok nedenden dolayı kadınlar yaşadıklarını
kendi dünyalarına hapsetmeyerek mücadele etmeliler.

  1. Kadına yönelik yaşanılan her türlü olayın yaşayan ya da duyan ayrımı olmaksızın il kadın
    koordinasyonu’na ya da direk merkezi kadın koordinasyona bildirilmelidir.
  2. Yaşanılan ya da öğrenilen olayın kadın koordinasyonuna bildirilmesinin ardından bulunulan
    bölgede koordinasyondan gerekli girişimler yapılacağından, konunun tartışmaya açılmasına,
    yorumların geliştirilmesine izin verilmemelidir.
  3. Yaşanan olaylar karşısındaki erkeğin konumu, geçmişi, psikolojisi vs gibi nedenlerle yaşanan
    tutukluklar kadınların mağduriyetinin artmasına neden olmaktadır. İlkelerimiz bir bütündür.

Cinsiyetçiliğe karşı tutumumuz diğer kararlarımızdan daha önemsiz değildir. Bu nedenle kadına
yönelik cinsiyetçi yaklaşım içerisinde bulunan herkes bu yaptırımlarla karşılaşacağını bilmelidir. Bu
bilinci herkes taşımalıdır. Sadece olayın açığa çıktığı durumlar için değil olayın açığa çıkmadığı,
disiplinlere intikal etmediği durumlar da da kişi kendisini sorgulamalı ve yaptığı davranışın ağırlığını
taşımalıdır.

Buradan hareketle tüzüğe;

a) Kadına yönelik fiziksel yada psikolojik, her türlü taciz, şiddet, baskı, aşağılama, egemenlik kurma
kabul edilemez. Kadına yönelik yapılan özel alan dahil cinsiyetçi uygulamalar, her türlü şiddet, baskı,
tehdit, cinsel taciz suç kabul edilir ve gerekli yaptırımlar uygulanır.
b) Psikolojik baskı, şiddet uyarıdan başlayarak tekrarları halinde artarak
c) Cinsel taciz, şiddet; süreli üyeliğin dondurulmasından başlayarak tekrarları halinde çıkarmaya kadar
gerekli yaptırımlar uygulanır.

biçiminde eklenmesini öneriyoruz.

SEÇİM YÖNETMELİĞİNE

  1. Yedekten çağrılma
    a) Bilindiği üzere Parti organlarının sayısında bir eksilme olduğunda yedeklerden çağrılır. Kişi kabul
    etmediği takdirde ilgili görevden çekilmiş olur.
    İlgili organda eksilme kadın olduğu takdirde çağrılma sıraya bakılmaksızın ilk kadın organa çağrılır.
    Buradan öteye ek öneri: Kadın üyenin durumunun uygun olmadığını ifade etmesi durumunda diğer
    kadın yedek varsa sıra ona geçmiş sayılır. İkinci kadın yedek üye organa girmeyi kabul ettiği durumda
    birinci yedekte yer alan kadına pozitif ayrımcılık tanınarak yedek sırası saklı kalır. Ancak ikinci yedek
    kadında organda yer almak konusunda uygun olmadığını ifade ettiğinde başka yedek kadın üyede
    mevcut değilse birinci yedek kadın üye ya göreve dahil olur ya da sırasını kaybeder.