Özgürlük Patriarkal Kapitalizmin Dışında!

Mediha

Kadınların emek ve kadın işçi sınıfının tarihi, tarih yazımının içinde kendine ancak devrimci/feminist tarih yazımı mücadelesiyle yer bulmuştur. Bu yeni tarih yazımına kadar belirli sınıftan kadınların dışında, tarihin içinde kadınlar neredeyse hiç yokmuş gibi kabul edilmiştir.

Öncelikle, patriarkal feodalizm içindeki ,yoksul, topraksız, serseri, işçi, işsizlerin birlikte mücadelesine baktığımızda iktidarın mücadeleyi bitirme yöntemi toplu saldırılarla durmaz. Aynı zamanda bu hareketler içindeki kadınlar özel olarak hedeflenir. Örneğin alt sınıftan kadınlara karşı “tecavüzün” bilinçli bir şekilde serbest bırakılmasının bir amacı kadınların mücadelesini durdurmakken, diğer amacı da tüm bu birlik hattını bölmektir. Bu tutum karşısında yoksul, köylü, işçi sınıf hareketlerinin yaklaşımı bu özel saldırıya özel cevap vermek olması gerekirken, aksine kadın bedeni hareket içerisinde de kendini patriarkayla uzlaştırmış ve saldırı alt sınıftan erkekler arasında da kendine yer bulmuştur. Örneğin tüm Avrupa’da yüz binlerce kadını tutsak eden, katleden cadı avlarına küçük bir iki örnek dışında erkek itirazı gelişmemiş, “tecavüz” yoksul erkekler tarafından da yaygın saldırı biçimi olarak kullanılmıştır.

Silvia Federici’nin kapitalizmin doğuşu itibariyle kadınlar üzerinden ortaya konan ilksel birikimi anlattığı çalışmaları, yine aynı şekilde kadın emek gücünün iktidarlar tarafından nasıl ince ince hedeflendiğini göstermiştir. Tüm bu geçiş aşamasında cadı avları, kutsal aile, Viktoryen dönemle birlikte kadın cinselliğinin sınıflar arasında ayrıştırılması gibi pek çok biçim kendini göstermiştir. Kadın işçiler bir yandan sefaletin altında yaşamaya zorlanırken, fahişelik de oldukça yaygınlaştırılmıştır. Fakat tüm bu biçimin aileyi çözeceği, ailenin çözülmesiyle sistemin çözüleceği korkusu kapitalizmin “aile ücreti” modeline geçişini beraberinde getirmiştir. Peki nedir aile ücreti, aile ücreti kadın emeğini tamamen ikincilleştiren, kadınları eve hapseden ev içindeki emeğini de görünmez kılan, erkeği aile reisi ilan ederek birincil ücreti ona veren sistemin adıdır. Bu sistem patronların düzeninin devamı demekken maalesef işçi sınıfı içindeki erkek egemenlikle de büyük kabul görmüştür. Kadın işçiler “yeriniz makineler değil, kocanızın yanıdır” denilerek bifiil “yoldaşları” tarafından kovulmuş, eşit iş eşit işe eşit ücret talepleri sadece sermaye eliyle değil, erkek işçiler eliyle de kadınlardan alınmıştır.

İşte biz kadınlar, kadın işçiler sermayeye karşı direnirken aynı zamanda bu stratejik hatayı var eden erkek egemenliğinin her biçimine karşı da direniyoruz. Bu 8 Mart ve önümüzdeki 1 Mayıs sürecinde de direnirken yakılan kadın işçilerin izinden “Sadece ekmek değil gülleri de istiyoruz” diyerek gidiyoruz. 

Kadınların örgütlü mücadelesinin ve devrimci mücadele içerisinde kazanımlarımızın daha güçlü olduğu bir gerçek. İlkelerimiz belirli tartışmalarla karşılaşsa da en azından artık domateslerle, alaycı kahkahalar yok. Yeryüzünün her bir noktasında “özne” olarak direnen kadınların ve kadın kurtuluş, feminist mücadelenin geldiği nokta inkar edilemez bir durumda. Fakat bu ilerleme kendi alanımız içinde bir gerçek, sermayenin tavrı ve kendisiyle gelişen erkek egemenliğinin daha da sinsileştiği de ayrı bir gerçek. Bugün dünyanın pek çok noktasında kadın işçiler sırf işten atılmamak için rahimlerini aldırıp, günde en az 15-16 saat çalışıp, barakalarda yaşamaya, sağlıklarını tamamen hiçe sayan koşullarda yaşatılmaya mahkum ediliyor. Bir yandan “aile” güzellemeleri yapılırken, bir taraftan göçmen kadınlar km’lerce ötede, pasaportlarına el konularak evlerde çoğu zaman köle gibi çalıştırılıyor. Mobbing, psikolojik/cinsel şiddet, her türlü hakka el koyma tüm bu çalışmanın sonucunda yine de sefaletin son bulmaması bugün dünyanın her bir yerinde kadın işçilere dayatılan tablo! Ayrıca eve hapsedilen, istihdamı erkeğe düşmana görülen kadınların sadece emeği değil ismi de tamamen görünmez kılınıyor. Patriarkal kapitalizm tüm kazanımlarımıza, yaşama saldırıyor!

Özgürlük Patriarkal Kapitalizm’in dışında!

Eşitlik kadınların örgütlü ve birlikte mücadelesinde!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir