Mor Ateş Kuşları Kadın Kurtuluş Mücadelemizde Yaşıyor

Dünyayı sarsan pandemi sürecinde patriyarkal kapitalizm;  mücadeleyi ilmek ilmek örerek haklarını ve yaşamı kazanan biz kadınlara, kadın kazanımlarımıza yöneldi. Erkek-Devletler, kriz ve virüs ortamını fırsat bilerek erkek egemen politikalarını artırdı. Dünyanın her yerinde kadına yönelik şiddet her boyutuyla arttı. Kadınların emeğinin iki kat sömürülmesi, ucuz, güvencesiz, sağlıksız çalışma koşulları, evlerin kadınlar için suç mahalli haline getirilmesi; infaz yasasıyla tacizcilerin-tecavüzcülerin, çocuk istismarcılarının, katillerin salınması, kadın ve çocuklar için daha boyutlu bir  yaşam savaşını başlattı.

Fakat tüm bu sömürü ve yok etme saldırılarında, kadınlar bir kere daha sadece ezilenler, mazlumlar olmadığını aynı zamanda ezilenlerin tarihinin de yapıcı ve yazıcıları olduğunu bir kere daha gösterdi, gösterdik. Patriyarkal kapitalizmin yarattığı tüm yıkımlara karşı çaresiz değiliz, örgütlüyüz. Kadınların kurtuluşu için gökyüzüne yükselen mor ateş kuşlarından dünyanın her yerinde ilmek ilmek örülen kadın isyanıyla, erkek egemenliğe karşı her alanda mücadele ediyoruz.

Dünyanın bir ucundan diğer ucuna kadınların seslerini ortaklaştıran ve yaşam çağrılarına cevap olan kadınlar; erkekliğe, patriyarkal kapitalizme, faşizme karşı her alandan mor bayrağı açmaktadırlar. Şimdi birleşik kadın mücadelesi, enternasyonal kadın birlikteliği ile bütün dünyada yankılanıyor seslerimiz!

Biz, Türkiyeli kadınlar ise, Kadın Kurtuluş Mücadelesini örgütlülüğümüzden ve dayanışmamızdan aldığımız güçle hayatın her alanına taşıyoruz. Gücümüzü; hayatın her alanında, kadınların örgütlü savunmaları ile erkek-devlet şiddetine karşı mücadelede ölümsüzleşen kadınlardan, AKP-MHP faşizminin karşısında durdukları için tutsak edildikleri hapishanelerde de kadın dayanışmasını ve direnişini inşa eden kadınlardan alıyoruz.

Cadıların patriyarka karşısında yüz yıllara yayılan mücadelesinden, Hipatia’dan Olympe’e, Flora’dan Loise Micheal ve tüm kadın Paris komünarcılarına, Pankhurstlar’dan Rosa, Clara ve Alexandralara, Sufrajetlerden Jenotyellere, Chicago’daki dokumacı kadın işçilerden St. Petersburg’daki tekstil fabrikasındaki kadın işçilere, Şili’den yükselip dünyayı sarsan kadın isyanından Meksika’daki “kadın katili devlet” teşhiriyle yükselen feminist isyana bizler her yerdeyiz. Kadın greviyle, görünmeyen emeğimiz üzerinde dönen dünyayı durdurmayı hedefleyerek; kadın sünnetini yasaklatan Sudanlı kadınlarla, Rojava’da IŞİD’e ve sömürgeci ordulara karşı kadınların kurtuluşu için savaşan kadınlardan Türkiyeli kadınlarla mor bayrağımız elden ele dolaştı. Tüm bu direniş, isyan sürecinde kurtuluş mücadelesini bizlerle birlikte ve çoğu zaman bir adım önümüzde büyüterek ölümsüzleşen kızkardeşlerimizin sesiyle de bir kere daha haykırıyoruz:

Vardık, Varız, Varolacağız!”

İstiklal’de, Kızılay’da, Mersin’de, Adalar’da, Adana’da; kampüslerde, sokak aralarında, polis barikatı önünde bizi birleştiren, bizi güçlendiren; Eylem, Özge, Asiye ve Göze’nin asla vazgeçmeyen mücadele azmi, kadın yoldaşlığı ve ezilen her bir kadını teker teker kendilerinde o büyük okyanusa taşıdıkları aşkın kadın iradesiyle büyük minnet, hiç bitmeyecek sevgi ve özlemle anıyoruz. Şüphesiz ki onları anmayı, nostaljik, sinik bir duygu olarak değil, yürüyüşlerini devam ettirecek bir kadın eylemi olarak görüyoruz.

İlk tomurcuğu atıldı mor çiçeklerin, özlem başladı, öfke büyüdü. İlk Cemre düştü toprağa. Eylem’i, Kürdistan’da yaşamlarını kendi iradeleriyle inşa eden kadınların omuzlarından aldık. Eylem artık, Ankara Konur Sokak’ın mendil satan çocuklarının gözlerinde, şimdi sıcağından toprak çatlayan Çukurova’ya kadar, gökyüzünde mor ateş kuşu uçuyor.   Asiye, bir diğer sokaktan omzunda Eylem’in mücadele gücü yüreğinde, kadın özgürlüğü için yürüyor patriyarkal kapitalizmin üstüne. Özge sesleniyor,  “taviz yoktur şimdi, erkek-devleti saflarımızda yargılayacağız.” Mor ateş kuşları gökyüzünde kanat çırpıyor, yükseliyor bir tane daha, bir tane daha uçuyor!  Göze, Aynur olarak,  bütün isimleriyle, kadınların bin yıllardır susturulmaya çalışılan sesine unutulmayacak bir ses daha katıyor. Bir yürüyüş bu, birbirini tanısın, tanımasın, zamana, mekâna sıkışmadan birbirini buluyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir