Inessa

Seher

Takvime göre Rus Şubat Devrimi 8 Mart’ta başladı ve ironik bir şekilde Dünya Kadınlar Günü
ile çakıştı. Bir kadın vardı ki bu çakışan iki tarih çarkının ortasında ve zorluklarında kilit
rol oynayan öncü bir sosyalist-feministti; İnessa Armand. Biraz garip, biraz gergin, kolay ikna
olmayan asi bir ruha sahip olan bu kadın piyanoyu enfes denilecek derecede iyi çalar,
edebiyatla yakından ilgilenir ve beş dilde akıcı bir şekilde konuşurdu. Elbette Inessa’nın bu
kadar kültürlü olması bir tesadüf değildi. 1874 yılında Paris’te ikisi de sanatçı olan İngiliz bir
anne ve Fransız bir babadan dünyaya geldi. Erken yaşta babasını kaybeden İnessa teyzesi
tarafından, öğretmenlik yaptığı Rusya’ya götürüldü. Ve 1894 yılında teyzesinin, yanlarında
görev aldığı tekstil üreticileri olan, Armand’ların büyük oğullarıyla evlendi. Ve 5 çocuk sahibi
oldu. Aslında bu evlilik İnessa için bir dönüm noktası olacaktı. Çünkü politikaya olan ilgisi bu
evde, eşinin kardeşleri Boris ve Vladimir’in devrimci fikirlerinden etkilenmesiyle başlayacak
ve ilk politik okumalarını yapacaktı. İnessa’yı sosyalist ve feminist fikirlere yönlendiren ilk
politik eser ise Çernişevski’nin “Nasıl Yapmalı?” kitabı olur ve devamında devrimci
hareketlerle ilk irtibatlarını kurmaya da başlar. Ardından 1903 yılında RSDİP(Rusya Sosyal
Demokrat İşçi Partisi) üyesi olur. Ve 30 yaşındayken, yepyeni bir hayata ilk adımını atar. 16
yıl kadar sürecek bu yeni hayatına tutsaklıklar ve sürgünler ile dolu dolu bir mücadele ve var
olan kadın düşmanlığının kafasına vura vura büyüttüğü bir feminist mücadele sığdırır.
Nadejda Krupskaya ve Aleksandra Kollontay ile, Ekim Devrimi’ne giden süreçte ve
sonrasında ismi en çok anılan kadınlardan biridir. Kadın işçilerin sorunları üzerinden,
kadınlara yönelik mücadele yürütmesinin yanı sıra toplumsal cinsiyet rolleri, kadınlık,
erkeklik, evlilik, aile, aşk, cinsellik gibi konularda da gelenekleri ve toplumsal dayatmaları
tümden reddeden ve devrim ile bunların yeniden tanımlanması gerektiğini savunan bir
feministti. Ekim Devrimi öncesi dönemde siyasal hareketlerin içinde aktif bir biçimde faaliyet
gösteren İnessa, örgütlendikten çok kısa bir süre sonra yasadışı bildiri dağıttığı için tutuklanır
ve Sibirya’da iki yıl sürgüne mahkûm edilir. Sürgün süresi dolmadan yurt dışına kaçmayı
başarır ve 1910 yılında Paris’e gitmek zorunda kalır. 1911’de Bolşeviklerin Paris’teki parti
okulunu Longjumeau’da organize etme görevi verilir ve İnessa orada tek kadın öğretim
görevlisi olur. İskra (Kıvılcım- partinin RSDİP’in yayın organı) döneminde adeta devrimin
sopası olarak, tavizsiz-devrimci mesajları politik rakiplerine ileten, birçok devrimcinin
kaçınmayı tercih ettiği bir yolda yürüyordu. İnessa, partinin 1914’te Rabotnitsa gazetesinin,
yayına onay vermesinden büyük ölçüde sorumluydu. Kendisini kadın işçilerin ilgi ve
taleplerine adamıştır. İnessa özellikle çalışan kadınlar için siyasi faaliyete ihtiyaç duyulması
ve işçi partisinin genel ihtiyacı olan bu kadın örgütlenmesine kayıtsızlığı ile ilgileniyordu.
Sosyalist hareketler içindeki işçi erkeklerin, hatta erkek yoldaşların, sadece kadın işçi örgütü
konusundaki kayıtsızlıklarına değil, ayrıca düşmanlık gösterdikleri kadın kurtuluş
mücadelesine karşı, erkeklere şöyle seslenir; “Eğer kadının kurtuluşu komünizm olmadan

hayal edilemiyorsa, bilin ki komünizmde kadının tam anlamıyla kurtuluşu olmadan
gerçekleşmeyecektir”.
Ekim ayından sonra partiye ulusal işçi kadın kongresi için baskı yaptı ve sonunda bir kongre
yapılmasını sağladı. Bu kongreden, 1919’da partinin Merkez Komitesinde özel bir
‘kadın bölümü’ olan Zhenotdel ortaya çıktı. İç savaşın kadınları fabrika çalışmalarına çekmek
ve seferber edilmiş erkekliği değiştirmek için yarattığı ihtiyaç, parti liderliğini,
Inessa’nın ajitasyonunu desteklemeye daha hazır hale getirdi. Zhenotdel’i, toplumsal tesisler
kurarak – çamaşırhaneler, kantinler, kreşler, vb. – bu tür işler için kadınların evdeki
mahkûmiyetinden kurtaracak şekilde tasarladı. 1920 baharında, yine kendi inisiyatifinde,
‘kadın kurtuluşunun daha geniş yönleriyle ve eğer kalıcı değişim gerçekleşecekse cinsiyetler
arasındaki ilişkiyi değiştirme ihtiyacı’ ile ilgilenen Kommunistka dergisinin basılmasını
sağladı. Ancak bu derginin beşinci sayısı İnessa’nın ölüm ilanını taşıdı. Aşırı çalışma
nedeniyle yıpranmış, yetersiz beslenmeden zayıf düşmüş ve koleradan ölmüştü.

*(Aslında devrim 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde başlamış fakat o dönemde Rusya’da
kullanılan Jülyen takvimine göre 23 Şubat 1917’ye denk geldiği için “Şubat Devrimi” olarak
tarihe geçmiştir)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir