İnanalım Baharın Başlangıcına

Ada

Erkek egemenliğin tüm kadınları tutsaklaştırmaya çalıştığı bir yerkürede, özgürlüğün sınırsızlığı ile yürüyen kadınların adımlarına bakıyoruz. Sarsıcı bir hayalet dolaşıyor içimizde. Yüzleri çok tanıdık, sözleri çok tanıdık, gülüşleri çok tanıdık. Göğün derinlerinden duyduğumuz sesleriyle mücadelemize bir hınç daha katıyoruz. En çok da katledilen kadınlar için… Hem tahakkümünü kabul etmediği erkekler tarafından hem de karşısında dimdik durduğu erkek-devlet tarafından katledilen kadınlar için birbirimize daha sıkı sarılıyoruz.

Göze’nin bizlere sözü “Sesimizin, gücümüzün, eylemimizin en yakın zamanda, bir gün Türkiyeli Kadınlarla buluşacağına inanıyoruz” oldu. 8 Mart’ta duyduk bu sözleri ondan. O bu mücadelede katıksız sevgi ve yoldaşlığın yüreklerimizdeki aynasıydı. Zaten hiç ayrılmadık dedik onu dinlerken; bir radyoda, kalbimiz avuçlarımızda. Biraz buruktu içimiz yine de. Ayrılmadık; ama buluşamadığımız birçok şey için hem kendimize hem de bu sisteme yeniden yeniden öfkelendik. Üzerimize karabasan gibi çöken bu erkek düzeni hala yıkamadığımız için her yoldaş haberi bir düğüm oldu boğazımızda. Çok alacaklıyız erkek-devletten. Heval, Eylem, Özge, Asiye, Göze, Doktor Özge, Sultan ve ismini sayamadığımız bütün kadınlar adına alacaklıyız. Alacağımız Doktor Özge’nin dediği gibi kadınların özgürlüğüdür. Ve biz bunu, Eylem’in Yeryüzü Kadını olarak Kadıköy Boğa’da polislerin karşısına dikildiği gibi tüm kadın düşmanlarının karşısına dikilerek yapacağız. Özge’nin ufak bedeninde saklı tuttuğu kocaman cesur kalbiyle… En önce birbirimizi sevmeye devam ederek hatta her geçen gün daha fazla severek yapacağız, Sultan gibi. 

Bahsedecek çok şey var onlara dair. Bir yerlerde adları geçiyorsa, görüyorsak yüzleri onlara benzeyen birilerini, orada kadınların isyanı vardır. Bir kadın kendisine saldıran erkeğe öz savunma uyguluyorsa orada Asiye nezdinde tüm göğü fetheden kadınların örgütlü savunma çağrısı vardır. Çünkü bir kadının yaptığı en ufak bir itiraz, bir eylem tüm kadınlar adına yapılmıştır. Yine de erkek egemenlik örgütlü ise kadınlarında örgütlü bir direnişle özgürleşebileceğini bir kez de onlar not düştüler. Ve hayatlarının tamamını buna göre eylediler. 

Heval, yüreğimize kız kardeşliği işlerken yazdıkları zihnimizden aktı: “Annemin suratını yere yaslamış, annemin ağzına postallarıyla vuran o gözleri hiç unutmadım. Ve ben kaçmak için o odadan çıktığımda kimse vermeden o taşı elime alıp kendim attım akrebe.” İşte bir kadın nasıl meydan okumaya başlıyor zulme yaşadıklarının karşısında, bizlere gösteriyor. 

Her birimiz, her gün şiddetle karşı karşıyayız. Her gün en az bir kadının, kız kardeşimizin, nasıl vahşice katledildiğini görüyoruz. İşte bu erkek egemenliğe karşı, yaşamlarını ortaya koydukları mücadelede, “Kadınların hesabını soramadığımız her gün bir kez daha hesap sormak için kendimize söz veriyoruz” dediler/diyorlar/diyoruz. Çünkü kadınlar, yalnızca birbirlerinin ardından acı bölüşen değil, daha da ötesinde militan kadın mücadelesini sokakta isyanlarla büyüterek erkek egemenliği ortadan kaldıracak mücadelenin özneleridirler. Tüm acılarımızı, öfkelerimizi, Heval’imizi, Eylem’mizi, Asiye’mizi, Özge’mizi, Sultan’ımızı, Doktor Özge’mizi, Göze’mizi; yüreğimizde, en içimizde, mücadelemizin her anında, her zemininde görerek kadınların özgürlüğü için yürüyeceğiz. Onların yarattığı her imkân-olanak, her mevzi, her araç için minnettarız. Kendilerinden öncekilerin ve diğer bütün kadınların emeklerine kendi emeklerini harman ettiler. Bizler de bütün bu emeklerin devamcısı olma sözü veriyoruz. 

Onlarla birlikte kazanacağız. Onları çok seviyoruz. Tüm ölümsüzlerimize özlemle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir